Yapay zekayı hayatımızın birçok alanında kullanıyoruz. Yaptığımız ödevlerde, oluşturacağımız bir planda, karar vereceğimiz önemli konularda, bir yazı fikri ararken, sayfalarca slaytı özetlemek için… gibi daha birçok alan sayabiliriz. Uzun vakitlerimizi alacak işleri saniyeler içinde halledebilir durumdayız. Tüm bunlar için konu sınırlamamız da yok. Birçok meslekteki teknik bilgilere, sanata, spora, teknolojik gelişmelere, yemek tarifi almaktan akademik yazılar yazmaya, yazım hatalarını düzeltmekten yeni bir metin oluşturmaya kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor. Bu yenilik hayatımıza hızlı bir şekilde ve artarak yerleşir durumda. Şimdilerde bile her alanda ve her yaş grubunda kedini gösterdiğini görüyoruz ve bunun artarak devam edeceğini söylemek güç değil. Haliyle değişen ve kökleşen bu sistemi tanımak, nasıl işlediğinive nasıl yaklaşacağımızı bilmek durumundayız. İlk sorumuzla başlayalım.
Yapay zeka nerdeyse her konuda nasıl bilgi sahibi olabiliyor ve bunları nasıl işliyor?
Edindiği bilgileri veri tabanında depolayıp aralarında istatistiksel bağlantılar kuruyor. Böylece mevcut verilerden hareketle yenilerini öğrenebiliyor. Tabi bunları belli algoritmalarla yani mantıksal çerçeveyle yapıyor. Edindiği verileri işleyebilmesi, aralarında bağlantı kurabilmesi için algoritmalara ihtiyacı var. Algoritmalar olmadan öğrenemez, veriler arasında ilişki kuramaz, üretim yapamaz. Yani algoritmalar için “beyin” benzetmesi yapabiliriz. Aslında en başta yapay zekanın bir insan gibi olmadığını, verilerden hareketle öğrenme gerçekleştirdiğini hatta öğrenmeyi de algoritma dediğimiz kalıplarla yaptığını görüyoruz.

Peki bunun taşıdığı riskler var mıdır?
Yapay zekadan bir özetleme, veri analizi, görsel-metin oluşturulması istendiğinde veri tabanındaki bilgileri kullanarak sonuç verir ancak bu bilgiler depolanırken bilginin doğruluğu, yanlışlığı ya da etik oluşuyla ilgili herhangi bir kriter gözetilmez. Girilen her bilgi bunlara bakılmaksızın depolanır. Ve ilgili konularda kullanıcıya sunulur. Dikkat edilmesi gereken önemli nokta da burasıdır. Girilen bilgiyi sadece sorulduğu yönüyle ve sahip olduğu verilerle sonuçlandırması. Elbette elindeki verilerle birçok komplike işi başarılı biçimde yapabiliyor. Ancak içeriğin doğruluğunu biz kullanıcılar eleştirel şekilde değerlendirmezsek bu durum bir risk halini alacaktır.
Sizler de yapay zeka entegreli araçları kullanırken bunu yaşamışsınızdır ya da çevrenizde duymuşsunuzdur. Yanlış sonuç verdiği, konuyla hiç ilgisi olmayan şeyleri varmış gibi aktardığıgörülüyor.Yanlış sonuç verebileceği ihtimalinden verdiği cevapları ciddiye almama durumu da görülüyor. Yapay zekayı kullanan her kesim aynı fikirde ve farkındalıkta değil.Yapay zekayı güvenilir bulan, sonucun teyidini gerek görmeyen, “yazdığı doğrudur” diye düşünenler de var.Yapay zekabir araç ve bilinçli kullanımda çok daha faydalı sonuçlar veriyor. İki durum içinde çözüm eleştirel yaklaşmak diyebiliriz (tek çözüm bu değil elbette yazı bağlamında burayı ele alıyorum).Böylece hatalı bilgiler varsa fark edilir, farklı şekilde sorulur ya da başka kaynaklara başvurulabilir. Kullanıcı için düşünmenin, bilgiyi organize etmenin, doğru olana ulaşma istediğinin korunduğu daha faydalı bir sürece dönüşmüş olur.
Sonuç olarak eleştirel düşünme, yapay zekanın risk haline gelmemesi için dikkat edilmesi gereken bir nokta olarak karşımıza çıkmakta. Yapay zekayı kullanırken edilgen durumda kalmamak, bilgi alışverişi yapılan, doğru kullanımla fikirleri genişleten ufuk açan bir araç olarak kullanmak için bu düşünme eylemine aktif olarak katılmak gerekir. Verdiği cevapları bağlama, konuya, doğruluğuna ve etik oluşuna bakarak incelemeyi gerektirir.Farkındalıkla kullanıldığında çok daha ufuk açıcı olacağı düşüncesindeyim.
Yazımı burada sonlandırıyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sonraki yazılarda görüşmek üzere…
Ayşe UZUN

Bir yanıt yazın