Son zamanlarda eğitimde en sık duyduğum sorulardan biri şu: “Yapay zekâ öğretmenlerin yerini alacak mı?” Kimi öğrenciler bu soruyu merakla soruyor, kimi öğretmen arkadaşlarım ise biraz endişeyle. Çünkü sınıflarımıza çok hızlı giren bu teknoloji, planlamadan ölçmeye, ödevden materyal hazırlamaya kadar pek çok alanda karşımıza çıkıyor. Peki gerçekten, bir gün sınıflarımızda yalnızca yapay zekâ destekli öğreticiler mi olacak? Yoksa asıl güç, öğretmen ve yapay zekânın birlikte çalışmasında mı gizli? Gelin, güncel araştırmalar ve örneklerle bu sorunun peşine düşelim.
Yapay Zekâ Öğretmenin “Görünmez Asistanı”
Son yıllarda yapılan çalışmalar, yapay zekânın en güçlü etkisinin öğretmeni desteklediği noktalarda ortaya çıktığını gösteriyor. Örneğin Stanford Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmada, “YZ tabanlı yardımcılar” öğretmenlere adım adım rehberlik ettiğinde öğrencilerin matematik performansının kayda değer biçimde yükseldiği görülmüş. Burada kritik nokta şu: Yapay zekâ tek başına değil, öğretmenin rehberliğinde kullanıldığında değerli sonuçlar üretiyor.
Bunu kendi ders planlamalarımda da hissediyorum. Bir kazanımı yazıyorum, birkaç etkinlik örneği istiyorum ve dakikalar içinde önüme alternatif yollar geliyor. Hepsi bire bir uygulamaya hazır olmasa da bana zaman kazandırıyor, ufuk açıyor. Yani yapay zekâ, görünmez ama faydalı bir asistan gibi çalışıyor.
Öğrenciye Göre Uyarlanan İçerikler
Sınıfta en zorlandığımız konulardan biri, farklı seviyedeki öğrencilere aynı derste ulaşabilmek. Yapay zekâ bu noktada “kişiselleştirilmiş öğrenme” kapısını aralıyor. RAND’in 2024–2025 raporları, özellikle uyarlanabilir öğrenme platformlarının öğrencilerin başarılarını %20’ye kadar artırabildiğini ortaya koyuyor. Düşünün, aynı kazanımı bazı öğrencilere görsellerle, bazılarına zorlayıcı sorularla, bazılarına hikâyeleştirilmiş şekilde sunabiliyoruz.
Anında Geri Bildirim ve Ölçme-Değerlendirme
Öğrencilerin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, zamanında dönüt almak. Oysa biz öğretmenler her ödevi tek tek kontrol etmeye çalıştığımızda çoğu zaman geri bildirim gecikiyor. Burada yapay zekâ devreye giriyor. Gradescope gibi araçlar, yazılı yanıtları çok daha hızlı değerlendiriyor. YZ tabanlı dönüt sistemleri, öğrencinin hatasını anında gösteriyor. Araştırmalar, bu tür hızlı dönütlerin öğrencilerin öğrenme sürecini hızlandırdığını ve hataların kalıcı hâle gelmesini engellediğini doğruluyor.
Riskler: “İllüzyon Öğrenme” ve Etik Sorular
Ama işin bir de risk tarafı var. 2025 başında yayımlanan deneysel bir çalışmada, öğrencilerin kontrolsüz biçimde yapay zekâya eriştiğinde kısa vadede sınav sonuçlarının yükseldiği, fakat uzun vadede öğrenmenin kalıcı olmadığı bulundu. Yani öğrenciler çözümleri kopyalayarak “öğrenmiş gibi” hissediyor ama aslında derin anlama gerçekleşmiyor. Buna literatürde “illüzyon öğrenme” deniyor.
Bir diğer mesele etik. Veri gizliliği, içerik doğruluğu ve eşitsiz erişim, UNESCO’nun 2025’te güncellediği kılavuzlarda özellikle vurgulanıyor. Teknolojiye erişimi olanla olmayan arasındaki fark büyüyebiliyor. Ayrıca, yapay zekâ her zaman doğru ve güvenilir bilgi sunmuyor. Bu yüzden öğretmen gözetimi olmadan sınıfta tek başına “dijital öğretmen” fikri hem pedagojik hem de etik açıdan riskli.
Öğretmeni Güçlendiren, Sınıfı Zenginleştiren Bir Araç
Peki tüm bu bilgiler ışığında ne yapmalı?Bugün elimizdeki kanıtlar şunu söylüyor: Yapay zekâ öğretmenlerin yerini alacak bir güç değil, onların etkisini katlayan bir yardımcı. Doğru kullanıldığında iş yükünü azaltıyor, öğrenciye kişiselleştirilmiş yollar açıyor ve geri bildirimi hızlandırıyor. Yanlış ya da kontrolsüz kullanıldığında ise öğrenciyi pasif kılıyor ve öğrenme kalitesini düşürüyor.
O halde biz öğretmenlere düşen görev, yapay zekâyı bir tehdit gibi görmek yerine bilinçli bir şekilde sınıflarımıza dâhil etmek. Onu bir “rakip” değil, “yol arkadaşı” olarak görmek. Bunu yaparken etik ilkeleri, veri güvenliğini ve öğrencinin aktif çabasını göz önünde bulundurmak şart.
Sonuçta öğrencilerimiz bizim rehberliğimize, yönlendirmemize ve insani dokunuşumuza her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyor. Yapay zekâ belki birçok işi hızlandıracak, kolaylaştıracak; ama öğrencinin gözlerine bakıp “aferin, çok güzel düşündün” demenin yerini hiçbir algoritma tutamaz.
Yazar: Gülser UĞURLU

Bir yanıt yazın